“Farklı Çözüm: Ekonomi” Esenler’de.

26 Mart 2010 Yazan Yavuz YILDIRIM  
Kategori Haberler

Esenler “Farklı Çözüm: Ekonomi” konferansında buluşuyor…

Saadet Partisi Esenler İlçe teşkilatının organize ettiği “Farklı Çözüm: Ekonomi” konferansı 03.04.2010 Cumartesi Saat: 20.00’da EKM’de gerçekleştirilecek.

Konuşmacı olarak Saadet Partisi İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyelerinden Av. Abdullah ARAR’ın katılacağı konferansa geniş katılım bekleniyor. Esenler Kültür Merkezinde Saat: 20.00’da başlayacak programa tüm halkımız davetlidir.

Doç. Dr. Nedim URHAN Esenler’de…

12 Mart 2010 Yazan Yavuz YILDIRIM  
Kategori Haberler

“14.03.2010″ Pazar Sohbetinin Konuğu Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi eski öğretim üyesi Doç. Dr. Nedim Urhan…
Saadet Partisi Esenler Gençlik Kollarının organize ettiği Pazar Sohbetinin bu haftaki konuğu Doç. Dr. Nedim URHAN, her pazar alanında uzman konukları ağırlayan Esenler Gençlik Kollarının bu pazar ki konusu Hadis olacak.

Tüm Halkımız Davetlidir…

AGD’den ‘Müslüman Kadının Şahsiyeti’

12 Mart 2010 Yazan Yavuz YILDIRIM  
Kategori Manşetler

agd-hanimlar

AGD, toplum dertlerine dikkat çekmeye devam ediyor.

Milli ve manevi değerlerine bağlı köklü bir sivil toplum kuruluşu olan Anadolu Gençlik Derneği Müslüman Kadının Şahsiyeti programının ikincisini mart ayı içersinde gerçekleştirecek.

Geleneksel hale gelen birçok çalışması gibi Türkiye’nin dört bir yanında gerçekleşen bu program 20 Mart 2010 cumartesi günü Eminönü Halk Eğitim merkezinde gerçekleşecek.
“Müslüman Kadının Şahsiyeti” konulu panel ile “Günümüzde Müslüman Kadının Ortaya Koyması Gereken Kimlik Ne Olmalıdır?” sorusunu soran AGD İstanbul Hanımlar komisyonu; toplumun kadın eli ile inşâsının ilk adımı olarak görmekte bu düşüncenin beslenmesini amaçlanmaktadır.

Kadın, toplumu oluşturan en büyük dinamiklerden biridir. Toplumun mayasını oluşturan kadının bozulması ailenin, neslin insanlığın ve geleceğin bozulması demektir. Manevi değerlerine, tarihine, özüne yabancılaşan kadının içinde bulunduğu buhranların, şaşkınlığın kısacası kimliksiz olmanın getirdiği çöküntü; toplumun tümüne yansımaktadır. Özlediğimiz; milli ve manevi değerlerine bağlı, şahsiyetli, imanlı, şuurlu topluma ulaşmak için, önce ahlak ve maneviyat düsturu içerisinde kadının bilinçlendirilmesine şiddetle ihtiyaç vardır. İşte bu hedeflere ulaşma yolunda Müslüman bir kadının taşıması gereken özellikleri konuşulup tartışılacaktır.

agd-hanimlar-1

İşte panel programı:

“Müslüman Kadının Şahsiyeti Sempozyumu”
“Günümüzde Müslüman Kadının Ortaya Koyması Gereken Kimlik Ne Olmalıdır?”
Tarih: 20 Mart 2010
Salon: Eminönü Halk Eğitim Merkezi
Saat: 13.00
Oturum Başkanı: Sevgi Kurtulmuş

Oturum Konuşmacıları Ve Konuları

1. Müslüman Kadın şahsiyeti (kimliği) Nasıl Olmalı? - Canan Bezirgan
2. Modern Müslüman kadınların zaafları ve çözüm yolları - A.Müzeyyen Taşcı
3. Müslüman kadın şahsiyetine örnek kadın: HZ. Fatıma - Necla Saydam
4. Batının kadın çıkmazı ve islamın kadını şereflendirmesi – Rabi Cristina

İstanbul, Doğu Türkistan’ın sesi olacak

12 Mart 2010 Yazan Yavuz YILDIRIM  
Kategori Manşetler

dogu-turkistan

Hür Doğu Türkistan Sempozyumu’ adıyla bir sempozyum yapılacak.

İHH başta olmak üzere pek çok sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu İstanbul Barış Platformu “Hür Doğu Türkistan Sempozyumu”nda bir araya geliyor. Sempozyum 20-21 Mart Tarihlerinde Zeytinburnu Kültür Sanat Merkezi’nde gerçekleşecek…

Çin’in Doğu Türkistan’da yaptığı katliamlar ve insan hakları ihlalleri İstanbul’da düzenlenecek bir sempozyumda tartışılacak. 20-21 Mart 2010 tarihlerinde Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenecek olan sempozyuma çok sayıda akademisyen, düşünür, sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve Doğu Türkistanlı katılacak. Katliamın tanıkları da sempozyuma katılarak yaşadıklarını anlatacaklar.

Aralarında İHH İnsani Yardım Vakfı’nın da bulunduğu çeşitli sivil toplum kuruluşlarının oluşturduğu İstanbul Barış Platformu yaklaşık 2,5 asırdır işgaller altında yok edilmeye çalışılan, Doğu Türkistan için sempozyum düzenliyor. Sempozyumla en temel insani hakları dahi ellerinden alınan, hayatta kalabilmek için göç etmek zorunda kalan, duvarlar arkasındaki Doğu Türkistan’ın sorunlarına dikkat çekilirken, Çin’in Doğu Türkistan’ın merkezi Urumçi’de yaptığı katliamlar ve insan hakları ihlalleri tartışılacak.

20-21 Mart 2010 tarihlerinde Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenecek olan sempozyuma farklı ülkelerden çok sayıda akademisyen, düşünür, sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve Doğu Türkistanlı katılacak. Katliamın tanıkları da sempozyuma katılarak yaşadıklarını anlatacaklar. Türkiye’de ilk defa düzenlenen Doğu Türkistan Sempozyumu’nu Çin yönetimi de yakından takip ediyor.

Konfüçyüs yapılanları görseydi “Bu bir soykırım” derdi

Konfüçyüs yapılanları görseydi “Bu bir soykırım” derdi” sloganıyla düzenlenen ve iki gün sürecek konferansta Doğu Türkistan’da son yıllarda yaşanan katliamlarla insan hakları ihlalleri raporlarla ortaya konulacak.

Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin Merkezi Urumçi’de geçtiğimiz yıl yaşanan olaylarda Çin polisleri şiddeti sınırsız bir şekilde kullanmış, binlerce insanın ölümüne sebep olmuşlardı.

18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Çin istilaları ile karşılaşan, 1949’da resmî olarak Çin’in otonom bölgesi ilan edilen Doğu Türkistan, hâlen işgal altında.

Tarihî Türkistan topraklarında, Kaşgar’da, Urumçi’de, Turpan’da insanlık suçları işleniyor. Temel insani hakları ellerinden alınan, zorla göç ettirilen, soykırımlara maruz kalan Doğu Türkistan halkı, özgürlüğüne kavuşmak istiyor.

Çin baskısı Uygur halkının üzerinde hiç eksik olmadı. Türkistan toprakları, son iki buçuk asırlık süreçte işgallerin, saldırı ve katliamların, emsalsiz baskı süreçlerinin odağı oldu. Telefonlar dinleniyor, evler gözetleniyor, iletişim ve haberleşme kısıtlanıyor.

Bir zamanlar dünyayı aydınlatan Doğu Türkistan şehir ve kasabaları âdeta nefes almanın bile yasak olduğu, etnik, dinî, ekonomik ve toplumsal baskıların artarak hayatın giderek daha da çekilmez hâle getirildiği, soykırımların yaşandığı beldelere dönüştürüldü. Katı doğum kontrol yöntemleriyle anne adaylarından çocuklarının çalınması; oruç tutmanın, camiye gitmenin yasaklanması; eğitim, istihdam, sağlık hizmetlerinin kısıtlanması gibi uygulamalar Doğu Türkistan halkı için günlük yaşamın bir parçası oldu. Genç Uygur kızları farklı Çin şehirlerinde ucuz işçi olarak çalıştırılmakta ya da fuhuş bataklığına sürüklenmektedir. Toplumun hayat damarı olan düşünür, entelektüel ve akademisyenler etkisizleştirilmekte ya da saf dışı bırakılmaktadır. Çin’in karartma politikaları nedeniyle, medya ve iletişim araçlarının kullanımına sansür uygulanmakta; Doğu Türkistan’da yaşananlar hakkında sağlıklı bilgi almak neredeyse imkânsız hâle gelmektedir.

Doğu Türkistan Sempozyumu; dünya liderlerini, BM, AB ve İKÖ gibi uluslararası organizasyonları ve devletleri, sıkıntılar içerisindeki bu coğrafyanın haklarının ivedilikle temini, Doğu Türkistan’da süregelen adaletsiz ve baskı dolu yönetimin derhâl son bulması için etkili olmaya davet ediyor.

Detaylı Bilgi İçin TIKLAYINIZ.

28 Şubat dış güçlerin tertibi

01 Mart 2010 Yazan Yavuz YILDIRIM  
Kategori FETİH NESLİ

28-subat

Milli Görüş Lideri ve 54. Hükümetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, 28 Şubat sürecinin 13. yıldönümünde ilk tarihi MGK’da yaşananları, bu sürecin yurtdışından nasıl planlandığını belgeleriyle açıkladı.

ESDER tarafından İlci Otel’de düzenlenen ‘28 Şubat ve Ticari Hayata Etkileri’ konulu konferansta konuşan Erbakan, ESDER’in özelliğini ve Milli Görüş’ün önemi ve Türkiye’deki hizmetlerini anlattıktan sonra 28 Şubat’ın kimler tarafından ve nasıl yapıldığını, ticari hayata etkilerini ve çıkarılacak derslere dikkat çekti. Konferans sonrası ESDER Genel Başkanı Mahmut Çelikus, Refahyol hükümeti sırasında en iyi dönemlerini yaşadıkları için Erbakan’a gemi dümeni hediye etti.

Hz. Adem’den bu yana devam eden hak ve batıl mücadelesinde 28 Şubat’ın önemli bir nokta olduğunu söyleyen Erbakan, firavun zihniyetindeki siyonizmin dünyayı kontrol altına almak için son 350 senedir sürekli plan yaptığını vurguladı.

5 milyon esnafın temsilcisi

ESDER,’in Türkiye’de 5 milyon esnafın temsilcisi olduğunu söyleyen Erbakan “Esnaf, milletimizin belkemiğidir. Vatanın bütünlüğü, milli manevi değerlere bağlılık bakımından esnafımız üzerine düşen görevi her zaman yapmıştır. ESDER de bu hususta elinden geleni yapmaktadır” dedi.

Dünya nasıl idare ediliyor?

2. Viyana kuşatmasından sonra insanlığın emperyalizmin baskı ve zulmü altında yaşadığını hatırlatan Erbakan, emperyalizmin Kabala inancına dayandığını ve amentülerinin dört maddeden oluştuğunu söyledi ve şöyle konuştu: “Bunların amentülerinde ‘Biz dünyanın efendileriyiz. Üstün bir ırk olarak yaratıldık. Diğer insanlar bize hizmetkar olarak yaratılmıştır. Bizim üstünlüğümüz mutlaka gerçekleştirecek’ inancı var. Bu nedenle asırlardır dünyanın çeşitli yerlerinde sürgün olan Yahudilerin Filistin’de toplanması, Büyük İsrail’in kurulması ve Süleyman Mabedi’nin kurulması için çalışıyorlar” dedi.

Erbakan, “Güçlü bir Türkiye’yi buna en büyük engel olarak gördükleri için 350 senedir Türkiye’yi ortadan kaldırmak için çalışıyorlar. Yaşadığımız olaylarda büyük bir etkinlik gösteriyorlar, büyük rol oynuyorlar” dedi. Irkçı emperyalizmin bugün dünyaya dolar ve işbirlikçi yöneticilerle hakim olduğunu vurgulayan Erbakan, “Dolar siyonizmin parasıdır. ABD Merkez Bankası yazdığına bakmayın. Siyonizm, ABD’den kira alıyor bunu kullandığı için” dedi.

Dolar üzerindeki 13 katlı piramidin ırkçı emperyalizmin yapısını gösterdiğini anlatan Erbakan, piramit içinde yer alan rotary ve mason localarını kontrol eden ve dünyanın en zengin yahudisinin de içinde yer aldığı 300′ler Meclisi’nin dünyayı yönettiğine işaret etti.

Erbakan, belge açıkladı

Konferansta Refahyol hükümetine yönelik harekatın ABD’den basılan düğmeyle başladığını gizli ve şifreli belgesiyle açıklayan Erbakan, 28 Şubat sürecinde Refah Partisi’ni önce serbest bırakıldığını anlatarak, “Dediler ki, çıksın boyunun ölçüsün alsın, bir daha da ortaya çıkamasın. Fakat bir de baktıklar ki, işin şakası yok. Bu adamlar yeni bir dünya kuruyorlar. Mutlaka önlem almamız gerekir deyip harekete geçtiler” şeklinde konuştu. Buna delil olarak bir mektubu gösteren Erbakan, ABD Dışişleri Bakanı Warren Cristopher’ın 1996 Ekim’inde Ankara Büyükelçisi Marc Grossman’a yazdığı gizli ve şifreli mektubun içeriğini okudu.

İşte o mektuptan önemli bölümler:

Erbakan mektupla ilgili olarak , “Ne planı bekliyor? Ankara’daki Amerikan elçisi, askeri ihtilali nasıl planlayacak? Askeri ihtilal yapın, başka çaremiz yok diyor. İşte kripto. En gizli tabiriyle bütün önemli büyükelçilere gönderilmiş ve Türkiye nasıl yöneltiliyor, apaçık bir şekilde görüyorsunuz. Neden böyle bir yola saptılar? Çünkü, Refah Partisi, onların tahmin ettiklerinin üzerinde bir efor ve başarı gösterdi. Onlar 350 sene dolar ve piramitle, dünyaya hâkim olmuşlardı” dedi.

Emir büyük yerden!

28 Şubat sürecinin ekonomiyi nasıl etkilediğini anlatırken denk bütçe uygulamasının Mart ayından itibaren bozulmaya başlamasını örnek gösteren Erbakan, “Açık bir şekilde rakamlar bunu göstermektedir. Bu rakamları, o zaman Karadayı’ya verdim. Arkadaşlarıma götüreyim, göstereyim dedi. Götürdü, gösterdi ama emir büyük yerden. Makovski’den. Götürüp göstermeleri işe yaramadı” diye konuştu.

28 Şubat sürecinin ekonomiye faturasını 5 maddede özetleyen Erbakan, ” 28 Şubat süreci sonrası ülke cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizine girmiştir. Bu kriz sırasında faiz oranları, dünya tarihinin o güne kadar henüz kaydetmediği seviyeleri görmüş, % 7 bin 500′lere fırlamıştır. Döviz kurları bir günde % 80 artmış, Türk milleti yarı yarıya fakirleşmiştir” dedi.

Tarihi MGK

Erbakan, konferansta 28 Şubat MGK toplantısı ile ilgili olarak ilk kez konuştu. Erbakan, MGK toplantısını şöyle anlattı: “28 Şubat, dış güçleri bir tertibidir. 28 Şubat’ta MGK’da geldiler, demin söylediğim gibi, Makovski’nin planını hükümete tavsiyelerimiz diye okudular. 9 saat sürdü bu toplantı. Bundan 13 sene evvel. 5 saatini onlar konuştular. Ortağımız ise, hiç sesini çıkartmıyor. Ne müspet, ne de menfi. 5 saat konuştular, yoruldular.

Şimdi sıra bize geldi. Biz bütün kurula karşı tek başımızayız. Buyrun bakalım, şimdi söz sizde. Benim ne yapacağımı merakla bekliyorlar. Kapının önünde uzun boylu bir yaver oturuyor. Yaver bey, bir dakika buraya gelir misiniz dedim. Sayın cumhurbaşkanının güzel bir adeti vardır, masasının önünde Anayasa’yı bulundurur. Onu bana verirmisiniz. Buyrun efendim dedi. Anayasayı getirip bana verdi. Anayasa’nın 2. Maddesini açtım. Dedim ki, beyler 5 saat konuştunuz. Konunuz ne? Anayasa’yı korumak. Anayasa’yı korumak için bizim Anayasa’yı çiğneme hakkımız var mı? Siz bir takım teklifler getiriyorsunuz. İmam Hatipleri kapatalım. Çarşafları, sakalları yasaklayalım. Bunların hepsi insan haklarına aykırı. İşte Anayasa’nın 2. Maddesi. Bunun ikinci paragrafını okuyorsunuz da, birinci paragrafını niçin okumuyorsunuz? Birinci paragrafta bunların Anayasa aykırı olduğu yazıyor. Biz önce Anayasayı çiğneyeceğiz, sonra da koruyacağız diyeceğiz. Böyle şey olmaz. Ne olacak? Bunlar Anayasa aykırı mı değil mi inceleyeceğiz. Gelin önce bunun bir değerlendirmesini yapalım. Demirel onların takım oyuncusu. Dedi ki, Genel sekreterliğin uzmanları yok siz de biliyorsunuz. Bunlar olsa olsa, hükümette var. Doğru söylüyorsunuz. O halde hükümete havale edelim.. Anayasa’ya uygun mu değil mi kontrol etsin dedim.

İşte bizim altına imza attığımız belge budur. Hükümet tarafından, Makovski’nin bu teklifleri, insan haklarına ve Anayasaya uygun mu değil mi incelensin teklifi. Böylece bunu hükümete havale ettik. Oradan da bakanlara havale ettik.”

300′ler Meclisi ve Makovski!

Erbakan, “Bunlar bugün şifreli internetle, her gün dünya meselelerinin konferansını yapıyorlar. Ve karar veriyorlar. Tayyip kalsın mı gitsin mi? Buna 300′ler Meclisi karar veriyor. Öyle bir dünya kurulmuş. Afganistan’daki seçimde kim cumhurbaşkanı olacak? Bu 300′ler Meclisi karar veriyor. Bütün dünyayı böyle kontrol altında tutuyorlar” diye konuştu. 300′ler Meclisi’nin Refah Partisi’ni yeni dünya hakimiyetine en büyük engel olarak gördüğünü hatırlatan Erbakan, “Refah Partisi meselesi çözülmesi lazım. Kim çözecek bunu? İşte 300′ler Meclisi karar veriyor. Makovski. Kimmiş o? ABD Devlet Başkanının savunma başdanışmanı. Ne yapılacağının çalışmasını yapmıştır? Raporunu hazırlamıştır. 300′ler Meclisine sunup, onayını almıştır. Ve sonunda uygulamıştır. Makovski bu işi 28 Şubat tarihinde yapmıştır. İşin garibi Makovski’nin 300′ler Meclisi’nde okuduğu planı, sonradan takdiri ilahi bizim elimize geçti. Bir de baktık ki bu plan, Genelkurmay’ın bize hükümet olarak tavsiyesi ile aynı. Allah Allah” dedi. Dünyadaki bütün her türlü olayın bu ırkçı emperyalizm tarafından idare edildiğini vurgulayan Erbakan, “Bunlar emrediyor, uygulattırıyor ve karar veriyor. Dünyayı, bunların elinden kurtarmadan saadet dünyasına ulaşmak mümkün değil” diye konuştu.

Sonraki yazılar »