Mesut Kurtis / Kaside-i Bürde
08 Ağustos 2009 Yazan Yavuz YILDIRIM
Kategori FETİH NESLİ

Ka’b b. Züheyr’in kendisini affeden Peygamber Efendimiz Aleyhissalam için yazdığı Kaside-i Burde’nin öyküsünü¸ sözlerini ve Mesut Kurtis’in Kaside-i Bürde yorumunu yayınlıyoruz.
Kâ’b¸ İslâm’dan önce (câhiliye döneminde) şiirleri Kâbe duvarlarına asılan “Mualleka” şâirlerinden Züheyr’in oğludur. Kâ’b da babası gibi güçlü bir şâirdi. Fakat devâmlı olarak Hz. Peygamber (s.a.s.) ve İslamiyeti hicvederdi. Bu yüzden Raûlüllah (s.a.s.)’in “yakaladığınz yerde öldürün” dediği kimseler arasında bulunuyordu.
Mekke fethedilince¸ Tâif’e kaçmıştı. Tâif halkı da Müslüman olunca¸ sığınacak yer bulamadı. Kardeşi Büceyr daha önce Müslüman olmuştu. Kâ’b'a bir mektup yazdı. Rasûlüllah (s.a.s.) ‘in¸ Müslüman olup af dileyenleri bağışladığını anlattı. Medine’ye gelip Müslüman olmasını öğütledi. Başka kurtuluş yolu yoktu.
Kâ’b Rasûlüllah (s.a.s.) ‘i öven bir şiir hazırlayıp gizlice Medineye geldi. Sabah namazında Mescide gidip Rasûlüllah (s.a.s.)’le birlikte sabah namazını kıldı. Namazdan sonra Rasûlüllah (s.a.s.) ‘in önünde diz çökerek oturdu:
- Yâ Rasûlallah¸ Kâ’b¸ geçmişine tevbe ederek Müslüman oldu. Huzûrunuza getirsem¸ onu affeder misiniz? diye sordu.
- Evet¸ diye cevâb alınca kendini tanıttı.
- Kâ’b bin Züheyr benim¸ dedi. Ensârdan biri üzerine atılıp hemen Kâb’ı öldürmek istedi. Fakat Hz. Rasûlüllah (s.a.s.) izin vermedi.
- O¸ tevbe etti¸ Müslüman olarak geldi¸ buyurdu. Bunun üzerine Ka’b önceden hazırladığı kasidesini okumağa başladı.
“Rasûlüllah¸ her şeyin kendisiyle aydınlandığı bir nurdur¸ Şerri kesip atmak için çekilmiş ALLAH’ın kılıçlarından biridir.” anlamındaki beyitler Rasul-i Ekrem (s.a.s.)’in pek hoşuna¸ gitmişti. Hemen bürdesini (hırkasını) çıkarıp¸ şâire giydirdi. Bu yüzden bu şiir “Kaside-i Bürde” adıyle şöhret buldu.
Kaside-i Bürde’den bölümler…
Selem ağaçlarının bulunduğu yerdeki Peygamber dostlarını yâd mı ağlatan seni
Medîne rüzgârı mı¸ söyle seni ağlatan?
Gece çakan şimşek mi yoksa İdem Dağından?
Gözlerine ne oldu¸ dur dedikçe akmakta Kendine gel dedikçe¸ kalbin coşup yanmakta
…………..
Hazret-i Muhammedin¸ kerem yağmurlarından Bir damla almak ister¸ bilcümle peygamberân
Zâhirî ve bâtınî¸ rûhânî ve cismânî
Varlıkların hepsinden Odur Hakka sevgili
Hudutsuzdur zâtının fazîlet ve kemâli Mümkün değil anlatmak¸ dil ile kemâlini
Eğer Resûlullahın cümle mûcizeleri Büyüklüğünü dile¸ getirebilse idi
Mübârek isimleri¸ anıldığı zamanda Hep çürümüş kemikler dirilirdi bir anda
Tâkatımız üstünde bize yük yüklemedi Baş ve göz üzeredir¸ emir ve nehiyleri
Hakîkî değerini anlatmaktan âciziz
Bu yönüyle övmekten yeğdir sükût etmemiz
……………
Peygamber efendimiz¸ güneş gibidir bilin Ondan ziyâ bulmakta nücûmu resûllerin
Allah Onu ahlâkta¸ tezyin edip yarattı Güzel huy¸ güler yüzle¸ bezemiştir zâtını
Latîf yaradılmıştır¸ gül ve çiçek misâli Parlak ve şereflidir¸ ayın on dördü gibi
Himmetli ve gayretli¸ o nebî zaman kadar
Onun cömertliğinde¸ damladır okyanuslar
Mübârek bedenini kucaklayan toprağın Kokusu misk ü amber gibi hoştur¸ inanın
Ne mutlu o toprağı koklayıp öpenlere O mübârek kokuyu sineye çekenlere
Arab olan¸ olmayan bilcümle insanların Efendisidir¸ hem de yüzü suyudur cihânın.
Kötülüğü yasaklar¸ emreder iyiliği Bir ilâhî emirdir emir ve nehiyleri
O Server Rabbimizin¸ öyle bir kuludur ki Her tehlike ânında umulur şefâati
O öyle bir Resûl ki¸ Allaha ibâdete Çağırır insanları¸ Ona uyun elbette
Hiç kopmayan¸ sağlam bir ipe yapışmış gibi Emniyette hisseder¸ râhat bulur kendini
İlâhî izin ver de âl ü eshâbına da Onlara tâbi olan ehl-i takvâlara da
Rahmet bulutlarının akması dâim olsun Halîm ve kerîm kullar¸ rahmetine kavuşsun
Yâ Rab¸ sabâ rüzgârı esip esip durdukça Ban ağacı dalları sabâyla sallandıkça
Kervanbaşı o tatlı tatlı nağmeleriyle Develerini aşka getirdiği müddetçe
Fahr-i kâinât ile hem âl ü eshâbına Gönder rahmet bulutu¸ tâbi olanlarına
ramazanrehberi










Münzevî demişki 20 Ağustos 09 01:29
Eshab-ı kiramdan Ka’b bin Zübeyr’in yazdığı ve Peygamberimize okuduğu Baned Suad (Sevgili Uzaklaştı) diye başlayan kasideye de Kaside-i Bürde denilmiştir…
ama aslen Kaside-i Bürde; İmam-ı Busayri’nin Kainatın Efendisi, Allah-u Teala’nın sevgilisi Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Mustafa’yı medh etmek, övmek için yazdığı ünlü şiirdir…
Edebiyatta nazım şekillerinden kaside tarzında yazılmıştır. İmam-ı Busayri, evliyadan olup, büyük İslam şairidir. Asıl adı, İmam-ı Muhammed bin Said Şerefüddin’dir. 1215 (H. 609)te Mısır’ın Busayr şehrinde doğdu. 1295 (H. 695)te Mısır’da vefat etti. İmam-ı Busayri, Özellikle Kaside-i Bürde adındaki şiiri ile Ünlü olmuştur. Peygamber efendimize olan sevgisini ve aşırı aşkını anlatan başka kasideleri vardır. Muradiyye ve Hemziyye adında çok güzel kasideler yazdı. Sonra gelen bütün İslam alimleri, bunları severek okumuşlar, talebelerine okutmuşlar ve ezberletmişlerdir.
İmam-ı Busayri’nin Peygamberimizin üstünlüğünü anlatan, O’nu öven en kıymetli kasidesi ise, Kaside-i Bürde’dir. İmam-ı Busayri, bu kasidesini yazdıktan sonra, daha da Ünlü olmuş, bütün alimlerin ve evliyanın iltifatına sevgisine, kavuşmuştur.
Bu kasidenin yazılma olayı şöyle anlatılmaktadır:
Büyük bir şair ve edib olan Muhammed İbn Said el-Busirî Hazretleri (ö: 1295m./İskenderiye) bir gün evine giderken, yaşlı bir zat önüne çıkarak sorar: - Ey Busirî! Bu gece Rasulullah’ı rüyanda gördün mü?
- Hayır, görmedim.
İhtiyar, başka bir şey demeden uzaklaşır. Busirî’nin gönlünde ise, o andan itibaren müthiş bir şekilde Peygamber aşkı ve muhabbeti yerleşir.
İşte o gece rüyasında Rasul-i Ekrem (A.S.)’i görür. Uyanınca, içinin neşe ve huzurla dolup taştığını fark eder. Bunun üzerine Rasulullah’ı metheden birçok kaside yazar.
Bir zaman sonra, şairin vücudunun yarısı felç olur. Artık yürümekten acizdir. Nihayet, Peygamber’e olan sevgisini dile getirdiği 161 beyitlik muhteşem kasidesini yazarak, bunun hürmetine Yüce Allah’tan şifa diler. Kaside-i Bürde adıyla meşhur bu şiiri bitirdiği gece, Peygamber Aleyhisselâm’ı rüyasında görür ve kasidesini huzurunda okur. Allah Rasulü bundan memnun kalarak, mübarek elleriyle Busirî’nin felçli azalarını sıvazlar, bürdesini (hırka-i şerifini) de ona giydiriverir. Busirî Hazretleri uyanınca, hastalıktan şifa bulduğunu görür ve hayretle Allah’a şükreder.
Sabah dışarı çıkınca, karşılaştığı dostu şeyh Ebu’r-Reca der ki:
- Ey Busirî! Peygamber Aleyhisselâm’ı methettiğin Kasideyi bana getiriver!
Dün yazdığı kasideyi henüz kimseye göstermemiş olan Busirî sorar:
- Bende kaside çok. Hangisini istersin?
- Rasulullah’ın huzurunda okuduğun kaside! Dün gece onu Peygamber’in huzurunda okurken duydum ve O’nun da bundan çok memnun olduğunu gördüm!..
(İbn Şâkir el-Kütübî, Fevâtü’l-Vefayat; Kâtib Çelebi, Keşfu’z-Zunûn; İbn Ahmed el-Harputî: Asidetü’ş-Şühde)
Kaside-i Bürde on kısımdır:
Birinci kısım; Resulullah’a olan sevginin kıymetini bildirmektedir.
İkinci kısım; insanın nefsinin kötülüğünü anlatmaktadır.
Üçüncü kısım; Resulullah’ı övmektedir.
Dördüncü kısım; Resulullah’ın dünyaya teşrifini (dünyayı şereflendirmesini) anlatmaktadır.
Beşinci kısım; Resulullah’ın dualarının hemen kabul olduğunu bildirmektedir.
Altıncı kısım: Kur’an-ı kerim övülmektedir.
Yedinci kısım; Resulullah’ın Miracındaki incelikleri bildirmektedir.
Sekizinci kısım; Resulullah’ın cihadlarını anlatmaktadır.
Dokuzuncu kısımda, Allahü tealadan af ve mağfiret ve Resulullah’dan şefaat istemektedir.
Onuncu kısım; Resulullah’ın derecesinin yüksekliğini bildirmektedir. El-Mevakıb-üd-Dürriyye fi Medhi Hayr-ul-Beriyye denmesine rağmen, Kaside-i Bürde ismiyle Ünlü olmuştur. Çeşitli dillerde doksandan fazla şerhi olan Kaside-i Bürde’ye, Bür’e (şifa) kasidesi diyenler de olmuştur.
İndirmek için tıklayın;
http://rapidshare.com/files/192205000/Mehmet_Yetkin_-_Kaside-i_Burde_.rar.html
bu kasidenin okunduğu yere peygamberimizin teşrif ettiğine dair rivayetler var…
kaynak bulamadım…yine de diğer kaside ve ilahilerin kapsamına almadan dinlemekte fayda var…
yok demişki 01 Haziran 10 19:02
hiç güzel değil