Bir Dönemin Gerçekleri -6.Bölüm-
30 Temmuz 2009 Yazan ruhivarlik
Kategori Manşetler, Video

Yakın tarihimize ışık tutacak belgesel dizimiz başladı. Masonlardan Misyonerlere, Darbeler, Parti Kapatmaları, Kıbrıs Harekatı gibi bir çok önemli konuyu içinde barındıran belgesel dizimiz her gün yeni bölümü ile fatihinnesli.com’da…
6.Bölüm: İSRAİL
İsrail nasıl kuruldu ? İsrail’de helal gıda uygulamasının önemi neler ? İsrail’de kadınlar askerlik yapıyor mu ? Cumartesi günleri İsrail’de getirilen kısıtlamalar neler ? Kendi dinlerinden olmayanlardan neden alış-veriş yapmıyorlar ? Çocuk başına İsrail Devleti Yahudi ailelere neden para yardımını arttırıyor ? Avrupa ve Amerika’da yaşıyan Yahudilerin İsrail’e gelmeleri için nasıl teşvik ediliyor ? Filistin işgalinde Yahudi göçünün önemi neler ? Lubaviç kimdir ? Kibutz çiftliklerin işgalde ki rolü nedir ? Soykırım müzesi açan İsrail nasıl soykırım yapabiliyor ? Theodor Herzl Kimdir ? Abdülhamit ve Theodor Herzl arasında geçen bilinmiyen konuşmalar neler ? İlk Yahudi kongresinde neler konuşuldu ve hangi kararlar alındı ? Yahudiler kime 2. Abülhamit’in Torunu dediler ? İkinci 50 yılında Büyük İsrail Devletini kurma kararı alan Yahudiler planlarının önündeki engel neydi ?
Hepsi ve Daha Fazlası Sizlerle:
7.Bölümün Konusu: “MESCİD-i AKSA”
Önceki Yazıları:
Bir Dönemin Gerçekleri: Kıbrıs -1.Bölüm-
Bir Dönemin Gerçekleri: Kıbrıs -2.Bölüm-
Bir Dönemin Gerçekleri: Misyonerlik -3.Bölüm-
Bir Dönemin Gerçekleri: Misyonerlik ve Siyonizm -4.Bölüm-
Bir Dönemin Gerçekleri: Kiliseler -5.Bölüm-
fatihinnesli.com / ÖZEL VİDEO
Osmanlı’nın intikamını almaya çalışıyorlar
29 Temmuz 2009 Yazan fetihnesli
Kategori Manşetler

Bulgaristan Başmüftü vekili Vedat Ahmet:
Bulgaristan’da İslam yayıldıkça İslam karşıtı saldırılar da hızla artıyor. Geçtiğimiz günlerde Bulgaristan Başmüftülüğü ve 16 Bölge müftülüğünün yayınladığı bildiri ile alakalı olarak konuştuğumuz Başmüftü vekili Vedat Ahmet, Osmanlı’nın emaneti olan Bulgaristan Müslümanlarının çok ciddi sıkıntılar içerisinde olduğunu dile getirdi. Yayınlanan bildiride Müslümanlara karşı son yıllarda hızla artan ırkçı saldırılara, Bulgaristan devletinin politikalarına ve izin verilmeyen cami ve İslam Merkezi yapımına değinilmişti. Vedat Ahmet’te kendilerine sürekli engel olan Sofya Büyükşehir Belediye Başkanının önceki gün Başbakanlığa gelmesi ile sıkıntıların giderek büyüyeceğinden endişe ettiklerini söyledi.

Bulgaristan Müslümanlarına karşı sürdürülen zulmün en büyük göstergelerinden olan ve 1598 yılında Bosnalı Mehmet Paşa adında hayırsever bir zengin tarafından Mimar Koca Sinan’a yaptırılan Kara Cami, şimdilerde Kilise olarak kullanılıyor.
Bulgaristan’da İslam yayıldıkça İslam karşıtı saldırılar da hızla artıyor. Geçtiğimiz günlerde Bulgaristan Başmüftülüğü ve 16 Bölge müftülüğünün yayınladığı bildiri ile alakalı olarak konuştuğumuz Başmüftü vekili Vedat Ahmet, Osmanlı’nın emaneti olan Bulgaristan Müslümanlarının çok ciddi sıkıntılar içerisinde olduğunu dile getirdi.
BAŞMÜFTÜLÜK: İSLAM KARŞITI IRKÇI SALDIRILAR ARTTI
Bulgaristan Başmüftülüğü ise geçtiğimiz günlerde 16 bölge müftüsü ile birlikte bir bildiri yayımlayarak, bazı devlet kurumları ve siyasal örgütlerin ülkedeki Müslümanlara karşı ırkçı bir yaklaşım içinde olduklarını belirterek duruma isyan ettiler. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Parlamento Başkanına gönderilen bildiride, “Müslümanlara karşı son yıllarda artan saldırgan tavır ve ön yargılar endişe verici boyuta ulaştı” denildi. Bulgaristan’daki Müslüman cemaatin, geleceği göremeyen, boş konuşan politikacıların hedefi haline geldiğinin belirtildiği bildiride, bu konuda ilgili devlet kurumlarının zaman kaybetmeden gerekli tedbirleri alması istendi. Bulgaristan Müslümanlarının sadece, kendi kültürel-dini kimliği ile yüzyıllarca bu topraklarda yaşayan atalarının gelenek ve miraslarını korumaya çalıştıklarının belirtildiği bildiride, Müslüman topluluğunun, eski komünist rejimin asimilasyon politikası uygulayarak el koyduğu tarihi miras ve kültürel değerlerini koruma girişimlerinin “İslamlaştırma girişimi” olarak algılandığı belirtildi. Ülkedeki Müslümanların, 1989 yılında sona eren komünist rejimin sebep olduğu manevi çöküşün etkilerini halen aşmaya çalıştığının ifade edildiği bildiride, şunlar kaydedildi: “Bulgaristan Müslümanları psikolojik baskı altında tutulmaktadır. Devlet güvenliğinden sorumlu kurumlar bile, Müslüman topluluğa karşı belli siyasi çevreler tarafından yürütülen yalan ve karalama kampanyasının adeta destekleyicisi durumuna gelmektedir.”
CAMİLERE YÖNELİK 110 SALDIRI YAPILDI
Ülke genelindeki Osmanlı emaneti camilere yapılan ırkçı saldırıların da dile getirildiği bildiride buna karşılık tek bir suçlunun dahi henüz yakalanmadığına vurgu yapıldı. Bildiride; “Komünizm rejiminin yıkılmasından bu yana camilerimize toplam 110 saldırı düzenlenmiştir. Bütün bu gelişmeler haklı olarak bizleri kaygılandırmaktadır” denildi. Bildiride, komünist rejimin el koyduğu çok sayıdaki vakıf mülkünün iadesi konusunda da hiçbir ilerleme sağlanamadığı kaydedilerek, buna karşılık Ortodoks, Musevi ve Ermeni cemaatlerinin, tüm mülklerini hiçbir sorunla karşılaşmadan devletten geri aldıkları belirtildi. Bulgaristan Müslümanları Başmüftüsü Aliş Haci, Yüksek İslam Şurası Başkanı Basri Pehlivan ve Başmüftü yardımcıları ile 16 bölge müftüsünün imzaladığı bildiride, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Parlamento Başkanı’ndan Müslümanların bu sorunlarına çözüm getirilmesi için girişimlerde bulunmaları istendi.


Bulgaristan Başmüftülüğü tarafındna hazırlanan fakat Sofya Büyükşehir Belediyesi’nin engel olduğu İslam Kültür–Eğitim Merkezi’nin projesi
“BULGARİSTAN YENİDEN İSLAMLAŞIYOR” DİYEREK SALDIRIYORLAR
Başmüftü vekili Vedat Ahmet ise kendilerine sürekli engel olan Sofya Büyükşehir Belediye Başkanının önceki gün Başbakanlığa gelmesi ile sıkıntıların giderek büyüyeceğinden endişe ettiklerini söyledi. Ahmet; “İçinde bir caminin de yer aldığı İslam Kültür-Eğitim Merkezi projesi için yaptığımız inşaat izni başvurusuna hala yanıt gelmemiştir. Bu proje çok önemliydi çünkü İslam Konferansı Teşkilatı’ndan (İKT) akademik akreditasyon almamız için ‘İslam Kültür–Eğitim Merkezi’ni bir an önce açmalıyız. Sofya’da yaşayan 30 bine yakın Müslüman için hizmete açık sadece tek bir cami var ve bizim bu Eğitim Merkezimiz içerisinde de olmasını planladığımız küçük tatbikat camii sorun oldu. Biz de bunun üzerine bunu çıkarttık. Bu tür cami taleplerimiz büyük sorun oluyor. Burgaz’da da 10.000 Müslüman var ve orada yapılması planlanan camiye de izin vermediler. Sofya belediyesi ikinci bir caminin inşası konusunda Başmüftülüğün talebine yanıt vermemektedir ve şimdi bu başkan, ülkenin başbakanı oldu. Sıkıntılarımız giderek artabilir. Zaten İslam düşmanı ve Osmanlı’nın intikamını bizden almak isteyen bazı Milliyetçi Partiler sürekli bize saldırıyorlar. Biz çeşitli ülkelerin büyükelçiliklerini geziyoruz, sıkıntılarımızı anlatıyoruz fakat Bulgaristan’daki bu zihniyet değişmeden sorunlar çözüme kavuşamaz. Irkçı partiler Bulgaristan’ın yeniden İslamlaştığını iddia ederek çok sert bir şekilde saldırıyor” diye konuştu.
fatihinnesli.com / M.Mustafa Uzun’un Özel Haberi
Bir Dönemin Gerçekleri -5.Bölüm-
29 Temmuz 2009 Yazan ruhivarlik
Kategori Manşetler, Video

Yakın tarihimize ışık tutacak belgesel dizimiz başladı. Masonlardan Misyonerlere, Darbeler, Parti Kapatmaları, Kıbrıs Harekatı gibi bir çok önemli konuyu içinde barındıran belgesel dizimiz her gün yeni bölümü ile fatihinnesli.com’da…
5.Bölümün Konusu: Kiliseler
Türkiye’de Açılan ve Yeniden Yapılandırılan Kiliselere Ne Kadar Para Aktarılıyor ? Kimler Bu Parayı Neden ve Niçin Gönderiyor ? Kiliseler Açılırken Hangi Kur’an Kursları Kapatıldı ? Ahlaki Çöküntü Nasıl Yaşanıyor ? Tarihe Sahip Çıkıyoruz Adı Altında Sadece Neden Kiliseler ve Hristiyan İnancının Eserleri Korunma Altına Alınıyor ?
Yıkılan Kur’an Kurslarından Unutulmayan Görüntüler İle 5.Bölüm Sizlerle…
6.Bölüm Yarın Sizlerle…
6.Bölümün Konusu: İSRAİL
İsrail nasıl kuruldu ? İsrail’de helal gıda uygulamasının önemi neler ? İsrail’de kadınlar askerlik yapıyor mu ? Cumartesi günleri İsrail’de getirilen kısıtlamalar neler ? Kendi dinlerinden olmayanlardan neden alış-veriş yapmıyorlar ? Çocuk başına İsrail Devleti Yahudi ailelere neden para yardımını arttırıyor ? Avrupa ve Amerika’da yaşıyan Yahudilerin İsrail’e gelmeleri için nasıl teşvik ediliyor ? Filistin işgalinde Yahudi göçünün önemi neler ? Lubaviç kimdir ? Kibutz çiftliklerin işgalde ki rolü nedir ? Soykırım müzesi açan İsrail nasıl soykırım yapabiliyor ? Theodor Herzl Kimdir ? Abdülhamit ve Theodor Herzl arasında geçen bilinmiyen konuşmalar neler ? İlk Yahudi kongresinde neler konuşuldu ve hangi kararlar alındı ? Yahudiler kime 2. Abülhamit’in Torunu dediler ? İkinci 50 yılında Büyük İsrail Devletini kurma kararı alan Yahudiler planlarının önündeki engel neydi ?
Önceki Yazıları:
Bir Dönemin Gerçekleri: Kıbrıs -1.Bölüm-
Bir Dönemin Gerçekleri: Kıbrıs -2.Bölüm-
Bir Dönemin Gerçekleri: Misyonerlik -3.Bölüm-
Bir Dönemin Gerçekleri: Misyonerlik ve Siyonizm -4.Bölüm-
fatihinnesli.com / ÖZEL VİDEO
Kendinize denk (küfüv) bir eş arayın..
29 Temmuz 2009 Yazan Gizli Bahce
Kategori AİLE HAYATI

Evlilik ve aile müessesesi yalnızca kuvve-i şeheviyenin tatmini için tesis edilmemiş. Veya, sırf sevdiği için evlenilmez. Bunlar önemli sebeplerinden birisidir, ama, yalnızca bunlar değildir.
Cennete, Hz. Âdem (as) - Hz. Havva (ra) ile tesis edilen aile yuvasının daha pek çok sebepleri, hikmetleri vardır. Evlenilecek adaylarda genellikle dört ana kriter aranır:
1- Güzelliği, yakışıklılığı, 2- Zenginliği, malı, mülkü, 3- Soyu-sopu, 4- Dindarlığı, ahlâkı.
Aile müessesesi hakkıda da bütün insanlığa rehber olarak gönderilen yüce Nebi (asm), bu maddelerden “dindarlığın” tercih edilmesi tavsiyesinde bulunur:
“Dindarlığını, ahlâkını beğendiğiniz bir adam sizin âilenizden bir kıza tâlip olursa, onunla evlendirin. Şâyet bunu yapmazsanız yeryüzünde fitne ve bozgunluk olacaktır”1 şeklinde de ikaz eder.
Burada “dindarlık”tan maksat, yalnızca “başörtüsü örtmek” gibi şekilden, görüntüden veya sadece “dine meyyal bir çevreden” gelmekten ibaret değildir. Dindarlık, iman esaslarını kabul ile tahkikiye çevirmek; İslâm şartlarını yerine getirmek olduğu gibi; hayatının bütün safhalarını Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’ye göre yaşamaktır.
-Karı - koca olarak eşler birbirine karşı olan vazifelerini yerine getirmek,
-Anne - baba, çocuk, eş, kardeş, insan, hatta hayvan ve eşya haklarına riayet etmek,
-Sosyal münasebetlerin nezaket ve nezahet içinde yürütülmesi,
-Alış verişini dosdoğru yapmak, herkese imanın özelliği olan hürriyet çerçevesinde yaklaşmak,
-İnsanlığa faydalı olmak da dindarlığın gereğidir.
Kimi zaman, “Deliler gibi seviyorum, öyle ise evlenmeliyim!” diye tutturulur. Halbuki, deliler gibi değil, “akıllılar gibi sevmeli.” Yani, kimi, ne kadar, niçin ve kimin hesabına sevmemiz gerektiği de bu dindarlığın içindedir.
Sırf sevdiği için veya güzelliği için evlilik tercih edilmez, edilmemeli. Bu durumda duygu sapması yaşanır. Özellikle gençlik ve evlilik aşamasında. Zaten bir kişi veya nesne yalnızca güzelliği için sevilmez: Ya lezzetinden, ya menfaatinden, ya güzelliğinden veya mükemmelliğinden dolayı sevilir. Meselâ bir eserden istifade etme imkânı yoksa güzel de değilse, fakat mükemmel, kusursuz ise, yine de o eser bu sıfatından dolayı sevilir.
Diğer taraftan iman, İslâmiyet, cinsiyet ve insaniyet gibi nuranî, kuvvetli zincirler ve manevî kaleler de sevgi sebebidir. 2
Öyle ise, evlenmek için adaylarda sırf güzellik veya zenginlik kriter olamaz, olmamalı. Ahlâkı, bilgisi, dürüstlüğü, anlayışı, feraseti, becerisi, akıllılığı zekâsı, vs. gibi özellikler nazara alınmalı. Ki, bunlar da dindarlığın unsurlarındandır.
Evlilik, imtihanı kazanmak, neslin devamını sağlamak, dinini yaşamak, huzurlu ve mutlu olmaktır. Kimi zaman yaşayarak, kimi zaman gözlemleyerek öğrendik ki, “güzellik ve yakışıklılık” bunları temin edemez. Zaten bunlar geçici şeylerdir. Meselenin bu boyutlarını çevremize bakarak, akrabalarımızın aile hayatını inceleyerek anlayabiliriz:
Sırf güzelliği, malı ve soyu-sopu için evlenenlerin aile hayatı kısa zamanda alabora olmuştur. Ama, dindarlık ve ahlâk üzerine (sadece görüntü değil) bina edilen bir aile müessesesi, diğerlerine nazaran gayet huzurlu ve mutlu bir şekilde devam ediyor.
Bir erkek, kendine denk (küfüv) ve Kur’ân ile Sünnetin ortaya koyduğu kriterlere uygun bir eş bulana kadar, kendisini işine, hizmetine vermeli. Zaten, bir mevzua yoğunlaşmak, diğer meseleleri geri plana iter. Bu arada, kuvve-i şeheviyenin taşkınlıklarından korunmak için de Peygamberimizi (asm) dinlemeliyiz:
“Kimin maddî imkânı varsa hemen evlensin. Kim maddî imkân bulamazsa oruç tutsun. Çünkü oruç, onun için şehvet kırıcıdır.” 3
Bir bayanın, yakışıklı, fakat, ahlâkî zaaflarla malül biriyle evlenip, hem dünya hayatını zehire çevirip, hem de sonsuz hayatını mahvetmektense; nafakasını kendisi temin edip mücerret kalmayı tercih edebilir. Aile müessesesinin zedelendiğini gözlemleyen Bediüzzaman Said Nursî, “Dindar kadın, İslâmî terbiyeden nasibini almayanla evlenmek yerine nafakasını kendisi temin etmelidir” 4 tavsiyesinde bulunur.
Dipnotlar: 1- Tirmizî, Nikâh 3.; 2- Hutbe-i Şâmiye, s. 58.; 3- Kütüb-i Sitte, c.17, s. 187.; 4- Emirdağ Lâhikası, Yeni Asya Neşriyatı, Alman Baskı, s. 293.
Ali FERŞADOĞLU
Anahtar

Anahtar
Yalnızlığımın beni buyur edeli o kadar uzun zaman oldu ki…
Kalabalıkları unutalı…
Yıldızlara isim koymaya başladığımdan beri geceleri bir başka sever oldum.
Ortalık kararırken ben aydınlanıyorum sanki.
Bu yüzden olsa gerek gündüz uyuyorum.
Güneşe küstüğüm bir zaman yaşıyorum.
Çünkü sevdiklerimi alıp gidiyor hep.
Ama olsun…bir UMUT hep içimde.
Zamanı durdurmak nasıl olsa mümkün değil.
Nasıl olsa aydınlık çekilecek göğümden, nasıl olsa vefalılar hep bıraktığım yerde olacaklar.
Kaybettiğim yerde bulacağım hep onları…
Böylesi senaryoları hep sevmişimdir.
Ve kışları…
Zira kış vakti karanlık beni daha fazla sarar. Bırakmaz kolay kolay.
Bazen kaybetmeyide öğreneyim diye bulutlar perde çeker yıldızların üzerine.
Ama kızmam hiç!
Perde olsa da ardında olduklarını bilirim.
Kimbilir belki de bilmekle sevmek benzer şeylerdir…
Ya da bildiğini mi sever insan görmese de!
Çok soru sormamam lazım.
Çünkü cevabını bilmediğim bir soru sorarsam eğer tılsım bozulabilir.
Bir çıtırdı duyuyorum sanki.
Kulak kabartıyorum, sakinleşiyorum sonra.
Bizim komşu, yine balkondan giriyor eve.
ANAHTARlarını yine içeride unuttu sanırım.
Bense hiç unutmam.
Her zaman nerde olduklarını bilirim.
Tıpkı kuzey yıldızı gibi.
O da her zaman aynı yerdedir.
Bu gece kuzey yıldızına bir isim koyacağım.
Adı ANAHTAR olsun.
Güzel oldu…
Şimdi son bir yoklama yapalım.
Zira veda vakti yaklaşıyor…
Baran orda, vuslat orda, hasret, özlem, kader ve keder kardeşler orda.
Anahtar her zaman ki yerinde…
Şimdilik hoşça kalın…
Akşama görüşürüz!
Önceki Yazıları:
Billur
Gülümsemek
Yağmur
Merdiven Öyküsü
Maviyi Sevenlere









