Saadet İstanbul Gençlik Kolları Stratejik Planlama Kampındaydı.
22 Nisan 2010 Yazan Yavuz YILDIRIM
Kategori Manşetler
Saadet Partisi İstanbul Gençlik Kolları tarafından Armutlu’da düzenlenen “Stratejik Planlama Kampı” 16-17-18 Nisan 2010 tarihinde gerçekleştirildi. Toplantıya İstanbul’un 39 ilçesinden İlçe Gençlik Başkanları, Teşkilatlanma Başkanları ile İl Gençlik Kolları Yönetim Kurulu katıldı. Stratejik Planlama Kampı’da İstanbul’daki gençlerin problemleri, çözüm yolları ve izlenecek siyasi politikalar değerlendirildi.

Kamp programının açılışını yapan İl Gençlik Başkanı M. Fatih AKYÜZLÜ konuşmasında; insanlığın saadeti için çalışıyor olmanın Milli Görüşlü Gençleri diğerlerinden ayıran en önemli meziyet olduğunu belirterek, 2010 yılı gençliğinin önemine de vurgu yaptı. AKYÜZLÜ konuşmasında, “Bundan sonra yapmamız gereken elbirliğiyle, kararlılıkla ve yüksek özgüvenle Saadet Partisinin meclise girmesi ve iktidara ulaşması için gecemizi gündüzümüze katarak çalışmak, çalışmak, çalışmaktır” dedi.

İlçe Başkanlarının yaptıkları bilgilendirmede, her ilçenin genel durumu ayrı ayrı masaya yatırıldı. Proje önerileri ortaya konuldu. Yakın ve uzun dönem çalışma planları istişare edildi. Ayrıca, İstanbul Geçliği için yapılacak çalışmalarla ilgili, 6 adet çalışma masası oluşturuldu. İl Yönetim Kurulu, İlçe Başkanları ve Teşkilatlanma Başkanları ilgi alanlarına giren masaları gezerek kendi fikirlerini beyan ettiler.

İstanbul İl Başkanımız Erol Erdoğan, geçmişe dair tecrübeleri ve geleceğe dair önerilerini iletti. Gençliğin hayal etmesinin, hayal gücünün kuvvetli olmasının öneminden bahseden Erdoğan: “İlk önce hayal edeceksiniz; kötü ve iyinin mücadelesinde iyiden yana bir hayaliniz olması lazım. Ahlaksızlıktan rahatsız iseniz, ilçenizde iyi ahlakın inşa edilmesi hayaliniz olması lazım. Medeniyet siyasetimizde, geleneğimizde, kültürümüzde, inancımızda sokakta yaşayan, sokakta yatan, sokakta çalışan çocuğun olmaması gereklidir. Sokak çocuklarının sayısının azaltılması hayal değildir. Sıfıra indirilmesi hayaldir. Ve hayal reel politiğe en uzak olan şeydir. Hayalle siyaset olur mu? Evet olur. Hayalsiz siyaset olmaz. Hayalsiz yapılan siyaset sığ sularda yapılan bir siyasettir. Yaptığınız tüm iyi hayalleri ilk önce tasvir edeceksiniz, sonra ona vücut vermek için planlayacaksınız. Burada yapılan planlama toplantısı da bunun bir parçasıdır.” dedi.

Eğitim toplantılarının birinci oturumunda, “Ekonomi ve Gençlik” üzerine gençlere hitap eden Mustafa Özcan, Türkiye’nin son 10 yılının ekonomik yapısını özetledi. Ekonomide son 10 yılın zararının Cumhuriyet’in kuruluşundan beri gerçekleşen 70 senelik zarardan 3 kat daha fazla olduğunu ifade eden Özcan, bu daralmanın gençlik üzerine etkileri ve Saadet Partisi’nin tüm problemler için hazırladığı çözüm paketlerini rakamlarıyla anlattı.

İkinci oturumda “Müslüman Genç” konulu eğitim veren İlahiyatçı-Yazar İhsan Eliaçık, ayet ve hadisler ışığında nasıl bir genç olunması gerektiğini anlattı. “İslamiyet’in doğuşunda peygamberimizin görevi mal-mülk sahibi olmak değildi, iktidarı ele geçirmek değildi, şöhret olmak değildi. Zaten bunların her birini zengin ve iktidar sahibi müşrikler fakirlerle aynı masada yemek yememek için peygamber efendimize davasından vazgeçmesi karşılığında ayaklarına sermişlerdi. Fakat peygamberimizin cevabı “Bir elime Ay’ı bir elime Güneş’i verseniz bu davadan vazgeçmem” olmuştu” diyen Eliaçık, siyasetin şimdiki iktidar tarafından yakın çıkarlar üzerine inşa edildiğini, fakat Saadet’li Gençlerin siyaseti uzak idealler uğruna yapması gerektiğini ifade etti.

Serbest zamanlarda sosyal ve sportif aktivitelerle keyifli vakit geçiren teşkilat mensupları, günün yorgunluğunu ve İstanbul Siyasetinin stresini attılar.

AGD’den ‘Müslüman Kadının Şahsiyeti’
12 Mart 2010 Yazan Yavuz YILDIRIM
Kategori Manşetler

AGD, toplum dertlerine dikkat çekmeye devam ediyor.
Milli ve manevi değerlerine bağlı köklü bir sivil toplum kuruluşu olan Anadolu Gençlik Derneği Müslüman Kadının Şahsiyeti programının ikincisini mart ayı içersinde gerçekleştirecek.
Geleneksel hale gelen birçok çalışması gibi Türkiye’nin dört bir yanında gerçekleşen bu program 20 Mart 2010 cumartesi günü Eminönü Halk Eğitim merkezinde gerçekleşecek.
“Müslüman Kadının Şahsiyeti” konulu panel ile “Günümüzde Müslüman Kadının Ortaya Koyması Gereken Kimlik Ne Olmalıdır?” sorusunu soran AGD İstanbul Hanımlar komisyonu; toplumun kadın eli ile inşâsının ilk adımı olarak görmekte bu düşüncenin beslenmesini amaçlanmaktadır.
Kadın, toplumu oluşturan en büyük dinamiklerden biridir. Toplumun mayasını oluşturan kadının bozulması ailenin, neslin insanlığın ve geleceğin bozulması demektir. Manevi değerlerine, tarihine, özüne yabancılaşan kadının içinde bulunduğu buhranların, şaşkınlığın kısacası kimliksiz olmanın getirdiği çöküntü; toplumun tümüne yansımaktadır. Özlediğimiz; milli ve manevi değerlerine bağlı, şahsiyetli, imanlı, şuurlu topluma ulaşmak için, önce ahlak ve maneviyat düsturu içerisinde kadının bilinçlendirilmesine şiddetle ihtiyaç vardır. İşte bu hedeflere ulaşma yolunda Müslüman bir kadının taşıması gereken özellikleri konuşulup tartışılacaktır.

İşte panel programı:
“Müslüman Kadının Şahsiyeti Sempozyumu”
“Günümüzde Müslüman Kadının Ortaya Koyması Gereken Kimlik Ne Olmalıdır?”
Tarih: 20 Mart 2010
Salon: Eminönü Halk Eğitim Merkezi
Saat: 13.00
Oturum Başkanı: Sevgi Kurtulmuş
Oturum Konuşmacıları Ve Konuları
1. Müslüman Kadın şahsiyeti (kimliği) Nasıl Olmalı? - Canan Bezirgan
2. Modern Müslüman kadınların zaafları ve çözüm yolları - A.Müzeyyen Taşcı
3. Müslüman kadın şahsiyetine örnek kadın: HZ. Fatıma - Necla Saydam
4. Batının kadın çıkmazı ve islamın kadını şereflendirmesi – Rabi Cristina
İstanbul, Doğu Türkistan’ın sesi olacak
12 Mart 2010 Yazan Yavuz YILDIRIM
Kategori Manşetler

Hür Doğu Türkistan Sempozyumu’ adıyla bir sempozyum yapılacak.
İHH başta olmak üzere pek çok sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu İstanbul Barış Platformu “Hür Doğu Türkistan Sempozyumu”nda bir araya geliyor. Sempozyum 20-21 Mart Tarihlerinde Zeytinburnu Kültür Sanat Merkezi’nde gerçekleşecek…
Çin’in Doğu Türkistan’da yaptığı katliamlar ve insan hakları ihlalleri İstanbul’da düzenlenecek bir sempozyumda tartışılacak. 20-21 Mart 2010 tarihlerinde Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenecek olan sempozyuma çok sayıda akademisyen, düşünür, sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve Doğu Türkistanlı katılacak. Katliamın tanıkları da sempozyuma katılarak yaşadıklarını anlatacaklar.
Aralarında İHH İnsani Yardım Vakfı’nın da bulunduğu çeşitli sivil toplum kuruluşlarının oluşturduğu İstanbul Barış Platformu yaklaşık 2,5 asırdır işgaller altında yok edilmeye çalışılan, Doğu Türkistan için sempozyum düzenliyor. Sempozyumla en temel insani hakları dahi ellerinden alınan, hayatta kalabilmek için göç etmek zorunda kalan, duvarlar arkasındaki Doğu Türkistan’ın sorunlarına dikkat çekilirken, Çin’in Doğu Türkistan’ın merkezi Urumçi’de yaptığı katliamlar ve insan hakları ihlalleri tartışılacak.
20-21 Mart 2010 tarihlerinde Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenecek olan sempozyuma farklı ülkelerden çok sayıda akademisyen, düşünür, sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve Doğu Türkistanlı katılacak. Katliamın tanıkları da sempozyuma katılarak yaşadıklarını anlatacaklar. Türkiye’de ilk defa düzenlenen Doğu Türkistan Sempozyumu’nu Çin yönetimi de yakından takip ediyor.
Konfüçyüs yapılanları görseydi “Bu bir soykırım” derdi
Konfüçyüs yapılanları görseydi “Bu bir soykırım” derdi” sloganıyla düzenlenen ve iki gün sürecek konferansta Doğu Türkistan’da son yıllarda yaşanan katliamlarla insan hakları ihlalleri raporlarla ortaya konulacak.
Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin Merkezi Urumçi’de geçtiğimiz yıl yaşanan olaylarda Çin polisleri şiddeti sınırsız bir şekilde kullanmış, binlerce insanın ölümüne sebep olmuşlardı.
18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Çin istilaları ile karşılaşan, 1949’da resmî olarak Çin’in otonom bölgesi ilan edilen Doğu Türkistan, hâlen işgal altında.
Tarihî Türkistan topraklarında, Kaşgar’da, Urumçi’de, Turpan’da insanlık suçları işleniyor. Temel insani hakları ellerinden alınan, zorla göç ettirilen, soykırımlara maruz kalan Doğu Türkistan halkı, özgürlüğüne kavuşmak istiyor.
Çin baskısı Uygur halkının üzerinde hiç eksik olmadı. Türkistan toprakları, son iki buçuk asırlık süreçte işgallerin, saldırı ve katliamların, emsalsiz baskı süreçlerinin odağı oldu. Telefonlar dinleniyor, evler gözetleniyor, iletişim ve haberleşme kısıtlanıyor.
Bir zamanlar dünyayı aydınlatan Doğu Türkistan şehir ve kasabaları âdeta nefes almanın bile yasak olduğu, etnik, dinî, ekonomik ve toplumsal baskıların artarak hayatın giderek daha da çekilmez hâle getirildiği, soykırımların yaşandığı beldelere dönüştürüldü. Katı doğum kontrol yöntemleriyle anne adaylarından çocuklarının çalınması; oruç tutmanın, camiye gitmenin yasaklanması; eğitim, istihdam, sağlık hizmetlerinin kısıtlanması gibi uygulamalar Doğu Türkistan halkı için günlük yaşamın bir parçası oldu. Genç Uygur kızları farklı Çin şehirlerinde ucuz işçi olarak çalıştırılmakta ya da fuhuş bataklığına sürüklenmektedir. Toplumun hayat damarı olan düşünür, entelektüel ve akademisyenler etkisizleştirilmekte ya da saf dışı bırakılmaktadır. Çin’in karartma politikaları nedeniyle, medya ve iletişim araçlarının kullanımına sansür uygulanmakta; Doğu Türkistan’da yaşananlar hakkında sağlıklı bilgi almak neredeyse imkânsız hâle gelmektedir.
Doğu Türkistan Sempozyumu; dünya liderlerini, BM, AB ve İKÖ gibi uluslararası organizasyonları ve devletleri, sıkıntılar içerisindeki bu coğrafyanın haklarının ivedilikle temini, Doğu Türkistan’da süregelen adaletsiz ve baskı dolu yönetimin derhâl son bulması için etkili olmaya davet ediyor.
Detaylı Bilgi İçin TIKLAYINIZ.
Ölümü Öldüren Gece
01 Mart 2010 Yazan Yavuz YILDIRIM
Kategori Manşetler

Hazırlıklarına haftalar önce başlanan, içeriği birilerini rahatsız eden, günlerdir dört gözle beklenen “Şehitler Gecesi Çeçenistan” Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. Yaklaşık 1000 kişinin katıldığı programda salona sığmayan misafirler fuaye alanına kurulan dev ekrandan programı takip ettiler.
İskenderpaşa Cami İmamı Muhammed Aydın Hoca’nın Kuran-ı Kerim tilavetiyle başlayan program, AGD İstanbul Şubesi Üniversite Komisyonu Başkanı Fatih Yazıcı’nın yapmış olduğu açılış konuşmasıyla devam etti. Fatih Yazıcı’dan sonra sözü alan MGV İstanbul Şubesi eski başkanlarından Abdullah Sevim: “İslam ümmeti ne zaman ki cihadı bıraktı, o zaman zillete düşmeye mahkum oldu. Şehadet özlemi ve cihad şuuru olmayınca da yeryüzündeki 2 milyara yakın müslümanın yenilmişlik psikolojisinden kurtulamaması ve İslam dünyasının kan ve gözyaşı gölüne dönmesi kaçınılmaz oldu .” şeklinde konuştu.
Şehit biyografilerinin okunması ve Basın-Yayın birimimiz tarafından hazırlanan sinevizyon gösterimiyle devam eden programda Kafkasya İslam Emiri Dokko Umarov’un kardeşi Vaha Umarov, Türkiye’de son yıllarda Çeçen cihadının unutturulmak istendiğini; bunun sebebinin de Rus işbirlikçisi hain Kadirov’u bir kurtarıcı gibi göstermek isteyen Türkiye’deki maaşlı Kadirov yanlıları olduğunu belirtti. Rusya’ya ve işbirlikçilerine karşı yapılan cihadın tüm hızıyla devam ettiğini, bu yüzden kardeş Türkiye halkının maddi ve manevi desteklerine ihtiyaçları olduğunu belirten Umarov, Allah yolunda mücadele edenlerin zafere er veya geç ulaşacağına olan inançlarını koruduklarını söyledi.
Umarov’un konuşmasının ardından Alternatif Sanat Topluluğu tiyatro ekibinin sergilemiş olduğu Cevher Dudayev konulu tiyatro oyunu, izleyenler tarafından beğeniyle karşılandı.
Programın son bölümünde sahne alan Grup GENÇ ise seslendirmiş olduğu birbirinden güzel ezgi ve marşlarla dinleyenlere coşkulu dakikalar yaşattı.
AGD: ‘Yolunu Arzuladığımızı, ANIYORUZ!’
22 Şubat 2010 Yazan Yavuz YILDIRIM
Kategori Manşetler
Anadolu Gençlik Derneği İstanbul Şubesi Üniversite Komisyonu her sene olduğu gibi bu sene de Metin Yüksel’in kabrini ziyaret edecek.
İşte Anadaolu Gençlik Derneğinin anma programının ayrıntıları:
Metin Yüksel, 23 Şubat 1979′da Fatih Camii’nin avlusunda Cuma namazı çıkşında şehid edilmişti. Bu münasebetle 23 Şubat Salı günü Sabah namazını kılmak üzere Fatih Camii’nde buluşulacak.
Namaz kılındıktan sonra 31. Metin Yükseli Anma Programı için Camii avlusunda toplanılıp sloganlar ve ezgiler eşliğinde Edirnekapı Şehitliği’ne yürünerek Metin Yüksel’in kabri ziyaret edilecek.
Topluca dua edildikten sonra program nihayete erdirilecektir.









